Kore Otomotivde Cazibe Merkezi Olma Yolunda

Frost & Sullivan’ın analizine göre tedarik zincirinde otomotiv üreticilerinin Japonya’dan sonra ilk tercihi Kore olacak.

Frost & Sullivan’ın araştırmasına göre tedarik zincirini Japonya’daki yüksek maliyetlerden ve devam eden karmaşadan uzağa taşımak isteyen otomobil üreticileri, tercihlerini Avrupa’yla imzaladıkları serbest ticaret anlaşmasının ardından ABD’yle de imzalayacak olan Güney Kore’den yana kullanacak.

Japonya’nın otomotiv endüstrisi Mart ayında yaşanan deprem felaketinin ardından devam eden elektrik kesintilerinin yanı sıra yenin güçlenmesi, yüksek kurumsal vergiler, ticaretin yavaş seyreden serbestleşmesi ve durgun iç piyasa gibi çözülmesi uzun vadeli sorunlar nedeniyle zor zamanlar yaşıyor. Bu problemler nedeniyle Japon otomobil üreticileri ve tedarikçiler üretim operasyonlarını okyanus ötesine taşımaya doğru bir yönelim içinde bulunuyor. Nitekim Nissan’ın CEO’su Carlos Ghosn, Japonya’dan dışarıya kaymalar olacağı yönünde duyduğu endişeyi dile getirerek, bunun yalnızca Nissan’la sınırlı kalmayıp diğer Japon üreticilerinin de Japonya’da üretim yapma konusunda motivasyon kaybına uğrayacağından korktuğunu belirtiyor. Siparişleri karşılama konusunda ciddi aksaklıklar olabileceği endişesini taşıyan Toyota Genel Müdürü Akio artık Japonya’da düzenli ve kesintisiz elektrik temin etmenin garanti olmadığını ve Japonya’nın üretim kapasitesinin çoktan sınırı aşmış olabileceğini söylüyor.

Tedarik üsleri çeşitlenecek

Dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan’ın konuyla ilgili olarak gerçekleştirdiği çalışmaya göre giderek artan otomotiv üreticileri, daha güvenilir ve daha düşük maliyetli merkezlerden tedarik bulma yollarını arıyor. Bazı tedarikçiler ise bu yönde somut adımlar atmaya başlamış bulunuyor. Dünyanın en büyük mikrokontroler üreticisi olan Renesas Electronics, tamamı Japonya’da üretilen mikrokontroler çiplerini artık ABD merkezli çip üreticisi Global-foundries Inc.’in Singapur tesislerini bir alternatif olarak düşündüklerini açıkladı. Otomotiv üreticileri pazarında sahip oldukları 40’lık pazar payını kaybetmekten kaygı duyan şirket, Singapur’dan başka alternatif tedarik kaynakları aramaya devam ettiklerini belirtiyor.

Güney Kore öne çıkıyor

Frost & Sullivan otomotiv ve ulaştırma analisti Prana Tharthiharan’a göre dünyanın her yerinde OEM’ler, Japonya’nın hassaslık arz eden bölgeleri dışında tedarik ortakları bulmaya çalışıyor. Bunların arasında Güney Kore gittikçe daha cazip hale gelen bir seçenek olarak öne çıkıyor. Tharthiharan, Japon üreticiler hem OEM tesisleri hem de tedarikçi düzeyinde deprem öncesi düzeye dönmüş olsa da, Japonya’nın tedarik merkezi olarak ilk tercih olma konumunu korumaya devam edip edemeyeceğinin şüpheli olduğunu belirtiyor. Bu endişe Nissan COO’su Toshiyuki Shiga tarafından da paylaşılıyor. Shiga, yurtiçi üretim konusunda şirketin Tohoku tedarikçilerinin başka fabrikalara kayması ve bu durumda Japonya’da bulunan başka tedarikçiler aramasına güvendiğini belirtiyor. Bunun da gerçekleşmemesi halinde Nissan’ın denizaşırı tedarikçiler aramaya başlayacağına vurgu yapıyor.

Güney Kore riskli ve pahalı işlerden kaçınıyor

Frost & Sullivan analistlerinden Natarajan’a göre Japonya’dan başka ülkelere kayma olasılığı – bu kayma sadece üretim üssü konusunda olduğu sürece – BRIC ülkelerinde bulunan en uygun maliyetli merkezlere doğru yönelebilir. Nitekim Frost & Sullivan yetkilileri tarafından önemli bir Japon parça ithalatçısı olan Avrupa şirketleri için AB-Kore Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanması isabetli bulunuyor. Bununla birlikte, ABD merkezli şirketler için de durumun böyle olacağı dile getiriliyor. Öte yandan, Japonya ile rekabet etme kapasitesi olan tedarikçi bulmak için global OEM’lerin en iyi seçeneğinin Güney Kore olacağı belirtiliyor. AB-Kore Serbest Ticaret Anlaşması’nın 1 Temmuz 2011’de yürürlüğe girmesiyle pahalı Japonya ve riskli Çin ile karşılaştırıldığında, Kore’nin fiyat ve kalite birleşiminin tedarik için ideal bir tercih olması bekleniyor.

Diğer Asya ülkelerinin aksine Kore, OEM’lere karbon emisyonunu azaltma ve yolcu güvenliği konularında ilgili hedeflerine ulaşma güvencesi veren yenilikleriyle itibar sahibi bir konumda bulunuyor. Bununla ilgili olarak Natarajan, Kore’de zaten tesislerini kurmuş olan Bosch, BorgWarner, Continental ve ZF gibi tedarikçilere dikkat çekiyor. İthalat vergisinden feragatın AB ile Güney Kore arasındaki ticareti canlandırması ve Japonya’dan yavaş yavaş kaymasının beklendiğini belirten Natarajan, yakında ABD ile de yürürlüğe girecek Serbest Ticaret Anlaşması’yla beraber Güney Kore’nin, gerek gümrüksüz ithalat avantajından yararlanacak çeşitli birinci sıra tedarikçiler gerekse geleneksel markalarına daha ucuz alternatif olan Kore otomobillerini alacak tüketiciler için güvenilir bir ortak haline gelmesinin beklendiğini vurguluyor. Natarajan, Avrupalı ve Amerikalı OEM’lerin tedarik zincirlerini yenilemek için Koreli tedarikçilerle yakın faaliyetlerde bulunmasının beklendiğini ifade ederek, Kore Ar-Ge merkezi olmak üzere Hindistan, Çin, Brezilya ve Tayland gibi ülkelerin daha iyi maliyet avantajı elde etmeye yardımcı olacak üretim bölgeleri haline gelebileceğinin altını çiziyor.

Japonya egemenliğini kolay kolay bırakmayacak

Tedarik zincirinde yaşanan global gelişmelere rağmen Japonya’nın maliyet ya da sevkiyat gecikmelerinin üretimde genel karlılığı önlemeyeceği lüks ürün pazarı gibi segmentlerde, yüksek kalite istenen önemli sistemler tedarik etmek için tercih edilen ülke olarak kalması bekleniyor. Frost & Sullivan uzmanları, AB ve ABD’nin Japonya’yla bekleyen ticaret anlaşmalarının ise altyapı sorunları ve zayıf ticaret ortamıyla gerilen küresel bağları güçlendirme olasılığını artıracağını vurguluyorlar.

Yükselen yen ve tedarik risklerine rağmen Japon üreticiler, Japonya’da otomobil üretme konusunda kararlı bulunuyorlar. Japonya’daki üretimin diğer ülkelere göre dengesiyle ilgili olarak, küresel ürünlerinin yaklaşık yarısını Japonya’da üreten Toyota, ülke dışında daha çok araba üretmektense daha yalın imalat yöntemlerine bağlı kalacağını, aynı zamanda talebin geldiği ana pazarlarda lokal olarak ürün imal etme politikası güdeceğini bildiriyor. Toyota yetkilileri bu konuda Japonya’da üretim yapmanın zor olduğu günler yaşadıklarını, ancak Japon üretiminin uluslararası rekabetçiliğini desteklemeye devam edeceklerini belirtiyorlar.

Toyota gibi Nissan da Japonya’da bu yıl üretmeyi planladıkları araç sayısını değiştirmeyeceklerini ve bunun tedarikçilerle yapılan ortak çalışmaların sonucu verilmiş bir karar olduğunu açıklıyor.

Bu konularıda İnceleyebilirsin
yorum Yap