İş dünyasının geleceği romantizmde

İş hayatı ve romantizm, ayrı dünyalara ait kelimeler gibi görünse de, yazar Tim Leberecht’e göre bu kelimeler karşılıklı birbirini etkiliyor ve bizler bu bağlantıyı keşfetmekte geç bile kaldık. 2013 yılında, Gallup tarafından 140 ülkede yapılan araştırma da bunu kanıtlıyor: Araştırmaya göre, çalışanların sadece yüzde 13’ü istekli çalışıyor. Yöneticilere bakıldığında ise durum daha da iç karartıcı.

İşyerlerimizdeki gözlemlerimiz ve araştırmalar, bir şeylerin farklı yürümesi gerektiğini net şekilde ortaya çıkarıyor. Peki ama nasıl? Bu çözüm arayışı, bir mutluluk arayışına doğru yönlendirdi şirketleri. Birleşmiş Milletler Mutluluk Kararları’nın yayınlanması ve Uluslararası Mutluluk Günü’nün kutlanmaya başlaması (20 Mart) ile şirketler ‘Mutluluk Müdürü’ benzeri pozisyonları oluşturmaya, kendi içinde bu konuyu değerlendirmeye başladılar.

Ancak şirketler açısından bu konu, mutluluğun ötesinde “anlam arzusu”nu da kapsıyor. Bu yönde yazılan Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı (Man’s Search for Meaning) veya Dave Ulrich’in Çalışmanın ‘Neden’i (The Why of Work) gibi kitaplarındaki felsefeyi takip eder şekilde, şirketler meditasyon, nefes terapileri, duygusal zekâ ve ‘ruhu besleyen’ yaklaşımlara odaklanıyorlar.

Business Romantik’ler ise, bir adım öteye giderek, hem anlam hem de mutluluk arayışına ek olarak insancıl bir deneyim yaratma peşindeler. Fakat Business Romantik’lerin karşılaştıkları en büyük zorluk, iyiliğe inanmama, yani kinizm (dürüst olmaya inanmamak, sistem ve kişilerden kuşku duymak anlamında kullanılmaktadır). Kinizmi, iş dünyasındaki insanlarda görülen profesyonel deformasyon olarak tanımlıyorlar. Konu, ister hisse senedi piyasalarında ‘fiyatın düşeceği beklentisiyle yapılacak satıştan’ beklenen kayıplar olsun, ister ödeme gücü olmayan insanlara ev kredisi satmak olsun, ister etik eksikliklerin önünü kesmek için sosyal sorumluluk programları başlatmak olsun ya da isterse bir çalışanı, motivasyonu ve işe bağlılığından yararlanmak amacıyla terfi alacağına inandırmak olsun, kinizm dürtüsü iş dünyasında yerini buluyor. Oscar Wilde’ın dediği gibi: “Kinik biri her şeyin fiyatını ve hiçbir şeyin değerini bilir.” O halde, bu kinizmden kurtulmak ve daha romantik olmak zorundayız.

Bir yandan kâr marjımızı korurken, diğer yandan keyifli deneyimler yaratmamız mümkün değil mi?

Business Romantik, bir manifesto tadında kinizmden kurtularak nasıl insancıl deneyimler yaratılabileceğiyle ilgili, ‘cezbetme kuralları’ başlığı altında gruplandırdığı örnekler sunuyor. “Bu kurallarla sorunları çözecek sihirli bir değnek veya ultra verimlilik formülleri bulmayacaksınız. Onun yerine, sizi yeni bakış açıları geliştirmeye, çalıştığınız kendine has kurumlara ve duygulara değer vermeye, çatışma ve gerilimi sahiplenmeye ve insan yanınızın tadına varmaya zorlayacak” şeklinde tanımlıyor yazar bu kuralları. Nasıl mı? İşte altını çizdiğimiz birkaç farklı örnek:

Eğer üretkenlik zorbalığına karşı koymak istiyorsak, e-postaları sadece ismimizin baş harfiyle imzalamamalı veya karşı tarafa hitap etmeden, nasıl olduğunu sormadan yollamamalıyız. Bu şekilde, “çok meşgulüm” mesajı vermek istiyoruz; hatta “o kadar meşgulüm ki adımı tam yazacak kadar dahi vaktim yok!”

Eğer bir şapkayı takabiliyorsanız, onu çıkarabilirsiniz de. Birbirlerine e-posta göndermek yerine yöneticilerin belli aralıklarla ‘düşünme yürüyüşü’ne gittiklerini ve sorunları yürürken konuştuklarını düşünün. Hem bedeniniz, hem de zihniniz için daha iyi olmaz mıydı?

Cirque de Soleil CEO’su Guy Laliberté, şirket toplantılarında kendisine eşlik etmek ve solunda durarak yaptığı sunumları taklit etmek üzere bir palyaço işe aldı. Jestlerini çok başarılı kullanan bu performans sanatçısı duyguları aktarmakta etkin olduğu için sunumları farklı bir boyuta ulaştı. Siz sunumlarınızda duyguları harekete geçirmek için ne yapabilirsiniz?

Şanghay’da Pudong Uluslararası Havaalanı’nda göçmen bürosunda, yolculardan dört butondan birine basarak göçmen bürosu görevlisinin hizmetini değerlendirmesi isteniyor. “Çok memnun kaldım” seçeneği butonu, hem sizin hem de görevlinin görebileceği büyük bir gülen yüz çıkmasını sağlıyor. Bu küçük ama beklenmedik an, modern seyyahların hayatlarına renkli katıyor ve görevlinin anında geribildirim almasını ve gününün güzel geçmesini sağlıyor. Anında geribildirim fırsatları yaratmak dinamik ve eğlenceli bir ortam sağlayabilir.

Tüm bu örnekler, iş dünyasında pek de tanık olmadığımız, biraz uçuk görünen vak’alar. Ancak hepsinin çok değerli bir pencere açtığı kesin. Business Romantik kitabında bu yukarıdaki örnekler gibi sayısız farklı uygulamaya ver verilmiş; hatta bu denli örnekler ve alıntılar üzerinden gidilmesinin konunun dağınık ve sadece örnekler üzerine kurulu aktarıldığı hissini yarattığını da belirtmem gerek. İş dünyasında iyimser, insancıl bir bakış açısına tanıklık etmek için bu kitabı tercih edebilirsiniz. Eğer bu yaklaşım ilginizi çekiyorsa, size iki kitap önerisi daha: Vermek ve Almak (Modus Kitap, 2014), İyilik Gücü (Varlık Yayınları, 2015)

Bu konularıda İnceleyebilirsin
yorum Yap